“Korkularını yenmesi için çocuğumuza nasıl yardımcı olabiliriz?”

Çeşitli aktiviteler aracılığıyla o korkularının üzerine gitmesini ve o korkularını yenmesini sağlayabiliriz. Diyelim ki çocukta karanlık korkusu var. Onunla körebe oynayabiliriz. Bunu oyun haline getirdiğimiz zaman çocuk oyunun o havası içinde, o eğlenceli duygular içinde, o korkuya karşı bir duyarsızlık meydana getirecektir. Ya da saklambaç, hafif karanlık bir ortama çocuğun saklanmasını sağlayabiliriz ya da biz oraya saklanıp çocuğun bizi orda bulmasını temin edebiliriz. O oyun içinde çocuk farkında olmadan korktuğu şeylerle yüzleşecek ve o deneyimlere bağlı olarak korku duygusunu ortadan kaldıracak. Çünkü çocuk şunu düşünecek oyun esnasında, “Karanlık bir odaya girdim ve o oyunun içinde bir korku hissetmedim. Demek ki bu karanlık zannedildiği kadarda korkucu bir şey değil.” diye düşünecek. Dolayısıyla anne ve baba olarak bu tarz eğlenceli aktiviteler düzenlemek suretiyle, çocuğun korkuyla yüzleşmesini ve o korkuyla yüzleşmek suretiyle korkusunu yenmesini sağlayabiliriz. Yalnız bu konuda dikkat etmemiz gerekiyor. Kademeli bir şekilde çocuğu korkuyla yüzleştirmek faydalı olabilir. Bununla beraber korkular, çevresel faktörlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Televizyonda gördüğü ya da izlediği bir şeyler, kardeşlerinden ya da arkadaşlarından duyduğu şeyler gibi... O açıdan bunları da tespit etmemiz ve bunlarla ilgili çocuklarla açıklayıcı konuşmalar yapmamız ve korkusunu besleyen o tür çevresel faktörlerle temasını kesmemiz ya da azaltmamız gerekir. Diyelim ki çocuğumuzun korkularında akşam haberleri izliyor olması, haberlerin açık olduğu bir ortamda olması etkiliyse ya da eve gelen gazeteden etkileniyorsa ya da komşuların anlattıklarından etkileniyorsa o zaman bu konuda çocuğun yanında konuşmamak gerekir. Bu tür çevresel unsurlarla alakasını kesmek ya da azaltmak faydalı olabilir.

Çocuğumuzda korkular açığa çıktığında neler yapmamalıyız? Buna da dikkat etmemiz gerekiyor. Her şeyden önce bu korkuları bir anda pat diye ortadan kaybolmasını beklememeliyiz. Dolayısıyla çıkıp çocuğa “Çocuğum korkacak bir şey yok.” dememiz o korkunun ortadan kalkması için yeterli değildir. Nasıl ki bu korkular bir anda ortaya çıkmamışsa, bu korkuların ortadan kaybolması da bir anda olmayacaktır. Çocuğumuzun o korkuyla baş edebilmesi konusunda mühlet vermeliyiz ve bu süreçte de biraz önce değindiğimiz o işlevsel destekleyici tutumlara aracılığıyla yardımcı olmalıyız. Çocuğun iç dünyasında var olan o savunma mekanizmaları ve bizim işlevsel tutumlarımız zamanın lehine işlemesini sağlayarak zaman içinde korkunun ortadan kalkmasını sağlayacaktır. Aksi halde çocuk korku duygusunu bilinçaltına itebilir. Biz o korkunun ortadan kalktığını zannederiz ama o korku hiç beklemediğimiz bir anda tetikleyici bir olayın etkisiyle yeniden açığa çıkabilir ve bu sefer daha şiddetli yaşayabilir çocuk korkuyu.