Kararlılık, başarının ön koşuludur. 

Kararlı olmak başarı açısından son derece önemlidir. Kararlı olmak bir insanın kendisine inanması demektir. Kendisine inanmayan bir insana başkalarının inanmasını bekleyemeyiz. Dualarının kabul olacağına inanmayan bir insanın, ettiği duaların gök katında gerektiği gibi kabul olunacağını da bekleyemeyiz.

Gerek iş hayatında gerekse diğer alanlarda başarılı olan insanlara baktığımız zaman bu insanlar mükemmel oldukları için mi başarılı oldular?

Yaptıkları iş mükemmel olduğu için mi başarılı oldular?

Elbette ki gerek kendilerinin kalitelerinin yüksekliği gerek se de yaptıkları işlerin kalitelerinin yüksekliği önemli rol oynuyor. Fakat bizler insanız ve mükemmel olabilmemiz mümkün değildir.

Hep 80’e 20 kuralından bahsederiz ya. O yaptıklarımız sonuca ancak % 20 oranında etki ediyor. Ama o yaptığımız şeyin % 20 si var ki o da insanın sahip olduğu yeteneklerden gelir, fıtridir. Mevla onu insanın içine vermiştir zaten. O % 20 ile sen o % 80’lik sonucu elde edersin.

Burada Allahu Teala’nın cömertliğini, kerimliğini görüyoruz. Yoksa bize kalsa şu halimizle biz bir şeyler başarabilecek durumda değiliz. Ama Allahu Teala bir şeyleri bizim nasibimiz kılmış ve o nasibimize ulaşmamızı istiyor; bu süreçte de eksikler, kusurlar var. Bakıyor ki kulu onları elde edebilecek özelliklere bir türlü ulaşamayacak tembellik ediyor, koşullar el vermiyor vs. Onu elde edebilecek özellikleri, yetenekleri genetik olarak onun içine kodluyor, kişi çok fazla uğraş sarf etmeden yeteneklerini kullanarak o neticeye ulaşıyor. İşi yapan o yetenekler esasında. Kişi zannediyor ki ben yaptım, ben ettim vs.

Hayır. Sen yapmadın. Senin sahip olduğun yetenekler vasıtasıyla oldu bu iş esasında. Bunu bilmek bizi biraz rahatsız edebilir. Çünkü bir başarı varsa ortada o başarıda aslan payı bize ait değil. Ama bunu bilmek bir yandan da bizi rahatlatıyor. O anlamda doğru işi yapıyor isek doğru zamanda, doğru yerde ve doğru insanlarla birlikte isek o zaman o işi başarabilmek için gerekli özelliklere sahibiz demektir. İşte orada kendimize inanabiliriz, orada yaptığımız işte kararlı olabiliriz. Sonucunda güzel olacağına olan inancımızı tam ve güçlü tutabiliriz.

Tutabiliriz ötesinde tutmalıyız da zaten. Diğer insanlar da bizden bunu bekliyorlar zaten.

Kararlı bir baba, kararlı bir anne, kararlı bir eş, kararlı bir patron, kararlı bir komutan... Onun için ne derler; en kötü karar bile kararsızlıktan iyidir. Çünkü bakıyoruz bazı insanlar doğru uygulanan yanlış kararlar üzerinden de hayatta mutluluğa ve başarıya ulaşabiliyorlar. Bununla beraber yeterince uygulanamayan doğru kararlar da sonuç mutsuzluk ve başarısızlık olabiliyor.

O anlamda kararlılık çok önemlidir. Tabi ki karar vermeden önce o kararımızın doğru olup olmadığını tespit etmemiz gerekiyor. Bunun için her şeyden önce kişi kendi içsel kaynaklarını dikkatli bir şekilde kullanabilmelidir. Öncelikli olarak sezgilerimizi kullanacağız. Sezgi; bilinç altından gelen duygulardır. O duyguları dikkate alacağız. Çünkü onlar bizim fıtratımızın fısıltısıdır. O hisler, o duygular aracılığıyla fıtratımız o durumla ilgili kararını bize iletmektedir. Tabi ki biz sezgilerimizi dikkate alma sürecinde aklımızı kullanacağız, sadece duygularıyla hareket eden birisi olmayacağız. Aklı mantığı devreye sokacağız. İşte bu ikisini bir araya getirebildiğimiz zaman bilgelik dediğimiz durum ortaya çıkıyor. Daha sonra da diğer insanların sezgilerinden diğer bir deyişle fıtratlarından yani ortak akıldan istifade edeceğiz. bunu da istişare etmek suretiyle yapacağız. Gerek o içsel düşünme süreçlerinde, gerekse de dışsal hissetme ve düşünme süreçlerinde bir karara varmışsak da azimli olacağız, kararlı olacağız. Sonuçları konusunda da Allaha tevekkül edeceğiz. Sonuçta bizler süreçten mesulüz, sonuçtan değil. Hüküm Allah’ındır. Bunun rahatlığı içerisindeyiz bizler de. Fakat bu bir gevşemeye neden olmamalıdır. Kararlı bir insanın önünde bütün dünya önünü ilikler.

Kararlı insanlara da çevresindeki insanlar saygı gösterme ve eğilme eğilimi gösterirler. Çünkü o insanların beyinlerinin arka planında hep itaat ettikleri anne babalarıyla eşleştirirler. Çünkü insanoğlunda otoriteye itaat eğilimi vardır. Otoriteyi ona doğruyu, gerçeği tanımlayacak kişiyi de tanımlayan en önemli özellik kararlılıktır. Dolayısıyla iyi bir anne baba olabilmenin de arka planın da kararlılık vardır.

Sizler de verdiğiniz bir kararın arkasında durabilir, o karara kendi iç dünyanızda inanmayı başarabilirseniz sizin çevrenizdeki diğer insanlar da sizin o kararınıza inanacaklardır. Ama tabi çevrenizdeki insanların o karara saygı duymasından önce sizin o karara inanabilmeniz gerekiyor. Onun için de o kararınızı öncelikli olarak sezgilerinizi ve aklınızı kullanarak almış olmanız ve başka insanların akılları ve sezgileri aracılığıyla da o kararın doğruluğunu teyid ettirmeniz gerekiyordur. O teyidi aldıktan sonra da azmedeceksiniz, kararlı olacaksınız ve göreceksiniz ki diğer insanlar da sizin kararınıza saygı duyacaklar, diğer insanlar da sizin o kararınıza inanacaklar ve sizin kararınız doğrultusunda hareket edecekler.

O zaman diyoruz ki; başarının koşullarından bir tanesi de kararlılıktır. Başarılı bir ebeveyn olmak istiyorsanız kararlı olacaksınız. Başarılı bir iş adamı olacaksanız kararlı olacaksınız.

Kararlarımız yanlış bile olsa o kararlarda kararlı olmamız gerekiyor. Yanlış kararlar üzerinden bile doğru yaklaşımlarla mutluluğa ve başarıya ulaşabiliriz. Doğru kararlar üzerinden yanlış yaklaşımlarla, kararsızlıkla, usule uymamakla başarısızlığa ve mutsuzluğa sürüklenebiliriz.