Çekingenliğin Çözümü Nedir?

Çekingen kişilik bozukluğu bir kişide varsa; her şeyden önce kişinin bunun farkında olması çok önemlidir. Çünkü bu bazı zamanlarda kişinin de fark edemeyeceği şekilde arka planda ilerleyebiliyor. Sosyal hayatta aktif olarak gördüğümüz, ikili ilişkilerinde başarılı olarak adlandırdığımız insanların arka planında çekingen kişilik yapılanması söz konusu olabiliyor.

Bir insanda bir kişilik yapılanması yoktur. Aynı anda 1-2-3-4 kişilik yapılanması söz konusu olabilir. Bunlar birbirleriyle uyumlu bir şekilde işlerler. Bunlar çoğunluk kişilik yapılanması olarak adlandırılmaz. Birbirleriyle uyum içerisindeyse, tutarlıysa, kişi onları yönetmeyi başarmışsa bu bir zenginliktir esasında.

Kişinin kendiyle uyumunu, insanlarla uyumunu, hayatla uyumunu bozduğu zaman bir bozukluk olarak tanımlıyoruz. Yoksa biz bir kişilik stili olarak değerlendirme eğilimi içerisindeyiz. Tabi bir kişide çekingen kişilik stili olabilir. Ama arka planda o program işliyordur.

Öyle bir ayarlamıştır ki hayatını, evini, işini, insanlarla minimum seviyede ilişki kuruyor. Böyle bir durum söz konusu olabilir.

O anlamda kendimize şöyle bir bakmamız gerekiyor. Oturduğumuz yerlere, beraber olduğumuz ya da beraber olmadığımız insanlara bakıp, bizimle görüşmeyi isteyip bizim hiç yanaşmadığımız insanlara şöyle bir bakalım. Akrabalarımız da olabilir, komşularımız da olabilir, iş tercihlerimize bakalım. İş pozisyonumuzda daha farklı bir yerde olabilir miydik? Daha farklı bir yerde çalışıyor olabilir miydik? Daha farklı bir mesleğe sahip olabilir miydik? Ona şöyle bir bakalım. Günlük hayatta kullandığımız araçlara bakalım; otobüs, minibüs mü kullanıyoruz yoksa yürümeyi mi tercih ediyoruz, kendi aracımızı mı tercih ediyoruz. Şöyle bir baktığımız zaman genelde bir yalnızlık hali var mı? Kişi belli etkinlikler harici insanlarla teması söz konusu değil ise arka planda bir çekingen kişilik yapılanması vardır.

Böyle bir durumumuz varsa öncelikli olarak farkındalıklı olmamız gerekiyor. Farkında olmadığımız bir problemi çözebilmemiz mümkün değildir. Farkındalığı oluşturduğumuz andan itibaren tedaviye başlamışız demektir. Çünkü kişinin içsel ve çevresel dinamikleri devreye girmeye başlar farkındalıkla beraber. Kişi küçük de olsa önemli adımlar atmaya başlar o sorunu çözmeye ve yönetmeye yönelik. O andan itibaren bizim destekleyici tavrımızla beraber kişi bulunduğu durumdan çıkar.

Bu, esasında içimizdeki çocuğun bir problemidir. Çocuk bir şekilde korkmaktadır. Yaşadığımız bazı problemler çocuk tarafımızı örseliyor ve iç dünyamızda bir korku açığa çıkıyor. Aşağılanmak, yerilmek, eleştirilmek, dışlanmak, adam yerine konulmamak, bütün bunlar bir insan için son derece önemli şeylerdir. Bunlar nefsin izzetidir. İçimizdeki çocuğun izzetidir. Biz bunu korumakla mükellefiz, korumadığımız takdirde sıkıntı söz konusu oluyor. Zaten çekingen kişilik yapılanmasındaki kişilere baktığımız zaman onların yöntemleri hep uzak kalmak üzerinedir.

Esasında asıl problem içindeki çocuğun yalnız kalmasıdır. Kendi yöntemleriyle, çocukça yöntemlerle hayatın içerisinde var olmaya çalışmış. Bunu, kaçmak, kaçınmak suretiyle yapmış. Şimdi biz yetişkin tarafı olarak inisiyatif ele alıyoruz.

İçimizdeki çocuğa döneceğiz “Evet seni ihmal ettim. Bundan sonra seni ben koruyacağım. Senin için önemli olan her şeyden koruyacağım. Eleştirilmenden, ayıplanmandan, dışlanmandan, değersizleştirilmenden ben seni koruyacağım.” Bu konuda da biraz proaktif olacaksın. Duygu ve düşüncelerini ifade konusunda birazcık daha aktif olacaksın. Biz bunları yaptıkça içimizdeki çocuk bu adamın, hanımın inisiyatifi ele aldığını ve duyarlı olduğunu görecek. “Ben ona güvenebilirim.” diyecek. O andan itibaren yavaş yavaş inisiyatifi yetişkin tarafa bırakacak. Daha yetişkince baş etme stratejileri oluşturacaktır.